Troas

Bahsedilen Kişilere Göre Süz:

Assos’a Ulaşım Güzergahları

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

İzmir yönünden gelenler; Küçükkuyu’dan sonra sola sapıp, sahil yolunu takip ederek Kadırga Koyu üzerinden veya Ayvacık yolu girişinden hemen güneye yönelerek Assos’a ulaşabilirler. İstanbul yönünden gelenler; Geyikli, Tavaklı altı, Gülpınar üzerinden veya Ayvacık-Paşaköy karayolunu izleyerek Assos’a gelebilirler.

Assos’a Toplu Taşıma ve Deniz Yolu ile Ulaşım

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Özel aracı olmayanların; Çanakkale’den her yarım saatte bir otogardan hareket eden minibüsler ile Ayvacık’a, oradan da minibüse binerek Assos’a ulaşmaları mümkündür. Ayvacık-Behram Köy arasında çalışan minibüslerin, yaz ayları dışında, hareket saatleri çok uzun aralıklarla ve düzensiz olabilmektedir. Yaz aylarında Akçay ve Altınoluk limanlarından kalkan tur tekneleri, Küçükkuyu üzerinden, deniz yolu ile Assos’u ziyaret edenlere Behram Köy limanında yeterli hizmet sunmaktadır. Dönüşte ise, sizi muhteşem bir gün batımı beklemektedir.


Mekânsal Notlar ve İnteraktif Harita

Assos’un Göreceli Konumu

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Troya’dan sonra bölgenin en ünlü kenti olan Assos, Ege Denizi’nden Edremit Körfezi’ne doğru uzanan Müsellim Boğazı kıyısındaki Behramköy’dedir.

📍 Assos Antik Kenti

Antik Kentin Mimari Malzemesi

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Behram Köy’deki antik kalıntılar ve köy evleri, gri renkli andezit taşındandır.

📍 Assos Antik Kenti

Assos Arkeolojik Kazı Çalışmaları ve Bulguları

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Assos’ta; 1881-1883 yılları arasında Amerikan Arkeoloji Enstitüsü tarafından, 1981-2005 yılları arasında ise Prof. Dr. Ümit Serdaroğlu başkanlığında arkeolojik kazılar gerçekleştirilmiştir. 2006 yılından beri de kazı çalışmaları tarafımızdan yürütülmektedir. Assos kazıları oldukça erken bir tarihte başlamış olmasına rağmen, kent hakkındaki bilgilerimiz resmi binalar ile sınırlıdır.

📍 Assos Antik Kenti
👤 Prof. Dr. Ümit Serdaroğlu

Alexandreia Troas Antik Kenti’nin Konumu ve Kuruluşu

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Alexandreia Troas; Çanakkale’ye yaklaşık 65 km uzaklıktadır. Ezine İlçesi’nin Geyikli Beldesi’ne bağlı, Odun İskelesi’nin 3 km güneyinde, Dalyan Köyü sınırları içerisinde, Kestanbol Kaplıcası yakınındadır. MÖ 310 yılında Büyük İskender’in komutanlarından Antigonos Monophtalmos (Tekgözlü Antigonos) tarafından Antigoneia adı ile kurulur. Kentin kuruluşunda; yakın çevredeki Neandreia, Larissa, Hamaxitos, Kebren ve Skepsis halkı yeni kurulan kente göçe zorlanır. Böylece bir kentler konfederasyonu oluşturulur.

📍 Alexandreia Troas
👤 Antigonos Monophtalmos👤 Büyük İskender

Alexandreia Troas Antik Kenti’nin Tarihçesi ve Dönemleri

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

M.Ö. 301 yılında Lysimakhos’un kontrolüne giren kentin adı, Büyük İskender’in anısına Alexandreia Troas olarak değiştirilir. Kısa bir süre sonra M.Ö. 281 yılında kent; Seleukos Krallığı’na, M.Ö. 227/26 yılında Pergamon Krallığı topraklarına dahil olur. M.Ö. 133 yılında Pergamon Kralı III. Attalos’un vasiyeti ile Roma İmparatorluğu’na bırakılır. M.Ö. 1. yüzyılın ortalarında İmparator Augustus’un emri ile emekli askerler için burada bir Roma kolonisi kurulur. Hristiyanlığı yaymak için büyük çaba sarf eden Aziz Paulos, M.S. 50/51 ve 56/57 olmak üzere iki defa Alexandreia Troas’ı ziyaret ederek vaazlar verir.

📍 Alexandreia Troas
👤 Aziz Paulos👤 Büyük İskender👤 III. Attalos

Alexandreia Troas Kentinin Altyapısı

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

M.S. 2. yüzyılda; şehir halkının içme suyu problemi, o çağın en zenginlerinden birisi olan Herodes Atticus adlı hayırsever tarafından çözülür. Herodes Atticus, İda Dağı’ndan Alexandreia Troas’a kadar uzanan su kemerlerinin ve hamamın inşa masraflarını karşılar.

📍 Alexandreia Troas
👤 Herodes Atticus

Alexandreia Troas Kenti’nin Surları

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Alexandreia Troas kenti, yaklaşık 8 km uzunluğunda geniş bir sur ile çevrilmiştir.

📍 Alexandreia Troas

Alexandreia Troas Hamamı

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Kentte görülebilecek yapıların başında hamam gelir. Anadolu’daki en büyük hamam olması açısından, bu yapı ayrı bir önem taşır.

📍 Alexandreia Troas Hamamı

Alexandreia Troas Limanı

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Bir zamanlar deniz ulaşımını sağlayan liman, günümüzde küçük bir lagüne dönüşmüştür. Yaz aylarında küçük bir tuz gölü görünümü alan antik limanı görülmeye değer.

📍 Alexandreia Troas Limanı

Kestanbolu Kaplıcaları

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Kentin mezarlığı, batı kapısını Apollon Smintheus Tapınağı’na bağlayan yol boyunca uzanmaktadır. Mezarlığın doğu ucunda Kestanbolu Kaplıcası bulunmaktadır. Kaplıcanın 55-75 °C sıcaklığındaki suyunun bileşiminde sodyum, florür, demir ve çok az radyoaktif madde bulunmaktadır. Suyun; eklem kireçlenmesi, sinir ve kas ağrıları ile kadın hastalıklarına iyi geldiği ileri sürülmektedir.

📍 Kestanbolu Kaplıcaları

Neandreia Antik Kenti

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Neandreia; Çanakkale’ye yaklaşık 60 km, Ezine ilçesine 20 km uzaklıktaki Kayacık köyü ile Yavaşlar köyü arasındaki Çığrı Dağı üzerindedir.

📍 Neandreia Antik Kenti

Neandreia’nın Tarihsel Kökeni

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Antik kaynaklarda hakkında fazla bilgi verilmeyen Neandreia, Assos gibi bir Aiol yerleşmesi olup Attik Delos Deniz Birliği üyesidir.

📍 Neandreia Antik Kenti

Neandreia Tapınağı

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Robert Koldewey’in kazılarında ortaya çıkartılan tapınak, mimarlık tarihinde önemlidir. Arkaik Çağ’da inşa edilmiş tapınağın sütunları Aiol başlıklar taşımaktadır. Tapınak; gerek başlık tipi, gerekse planı bakımından tekil bir örnektir.

👤 Robert Koldewey

Koçali Antik Sütun Ocağı

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Neandreia çevresinde birçok antik taş ocağı tespit edilmiştir. Bunlardan biri Koçali Köyü’nün 200 metre kadar batısında, karayolunun yüz metre kadar kuzeyindedir. Ocaklarda işlendikleri yerde bırakılmış dokuz adet büyük sütun bulunmaktadır. Sütunlar 11,60-11,30 metre uzunluğunda ve 1,40 metre çapındadır. Bu alan, büyük bir kaya bloğundan birden fazla sütunun nasıl yapıldığını görme açısından ilginçtir. Troas Bölgesi’nde bu sütunların kullanılabileceği büyüklükte bir yapının olmaması nedeniyle, söz konusu sütunlar başkent Roma veya bir başka şehre ihraç edilmek üzere hazırlanmış olmalıdır. Bilinmeyen bir sebepten dolayı sütunlar işlendikleri yerde bırakılmıştır. Benzer granit sütunlardan Alexandreia Troas limanında da bulunmaktadır. Antik kaynaklardan da bilindiği üzere Ezine ve çevresindeki taş ocaklarından çıkartılan granit sütunlar birçok ülkeye ihraç edilmiştir.

📍 Koçali Antik Sütun Ocağı

Tuzla ve İsminin Anlamı

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Antik kaynakların da vurguladığı üzere, bölgenin en zengin termal kaynakları Tuzla’da bulunmaktadır. Tuzla, adından da anlaşılacağı üzere eski çağlardan beri bir tuz üretim merkezidir. Osmanlı Dönemi’nden bugüne kadar tuz üretimi kesintisiz olarak devam etmektedir.

📍 Tuzla, Çanakkale

Tragasai Antik Kenti

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Tuzla’nın doğusundaki antik Tragasai kenti, Bizans Çağı’nda varlığını korumuştur. Sıcak su kaynakları ve tuz üretimi nedeniyle kentin ekonomik bir önemi vardı. Antik yerleşmeden günümüze ise mimari blok taşlar ve seramik parçaları ulaşmıştır.

📍 Tragasai Antik Kenti

Tuzla Murad Hüdavendigâr Camii

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Tuzla’da Osmanlı Sultanı I. Murat’ın (Murad Hüdavendigâr 1326-1389) emri üzerine, Emir Hacı bin Süleyman tarafından 1365 yılında bir cami inşa edilmiştir. Cami, tek kubbeli bir cemaat yeri ve son cemaat yerinden oluşmaktadır.

… minaresi olan caminin son cemaat bölümünün inşasında Helenistik ve Bizans Çağı yapılarına ait mermer bloklar kullanılmıştır.

📍 Tuzla Murad Hüdavendigâr Camii
👤 Emir Hacı bin Süleyman👤 Sultanı I. Murat (Murad Hüdavendigâr)

Tragasai Antik Kenti Yolu ve Roma Köprüsü

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Tragasai kentinin batısındaki antik yol, Chryse’deki ünlü Apollon Smintheus Tapınağı’na uzanmaktadır. Satnioeis Irmağı’nın (Tuzla Çayı) denize dökülen ağzı üzerine, Roma Çağı’nda bir köprü inşa edilmiştir. Köprünün kemerleri iyi korunmuş halde günümüze ulaşmıştır.

📍 Tragasai Antik Kenti

Apollon Smintheus Tapınağı’nın Konumu ve Mimari Önemi

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Behramköy (Assos) ile Dalyan (Alexandreia Troas) arasında, Biga Yarımadası’nın güneybatı ucunda, eski adıyla Külahlı olarak bilinen Ayvacık ilçesi Gülpınar beldesindeki Apollon Smintheus (“Farelerin Efendisi”) Tapınağı, Helenistik Çağ mimarisi içinde önemli bir yere sahiptir.

📍 Apollon Smintheus

Apollon Smintheus Tapınağı’nın Frizleri ve İlyada Tasvirleri

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

M.Ö. 2. yüzyılın ortalarında inşa edilen tapınağın friz ve sütunları üzerinde Troya Savaşı ele alınmıştır. Hiçbir tapınakta İlyada Destanı, Apollon Smintheus Tapınağı’ndaki kadar ayrıntılı işlenmemiştir.

📍 Apollon Smintheus

Roma Caddesi Buluntuları ve Kalkolitik Çağ Katmanları

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Tapınağın kuzeyindeki kazılarda, zemini taş döşeli Roma caddesi açığa çıkartılmıştır. Bu cadde, Apollon Smintheus Kutsal Alanı’nı Alexandreia Troas’a bağlamaktadır. Roma Çağı’na ait caddenin altındaki katmanlarda, Kalkolitik Çağ’a (M.Ö. 5000) tarihlenen iskân izleri tespit edilmiştir.

📍 Apollon Smintheus

Apollon Tapınağı Malzemelerinin İzleri

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Bizans Çağı’nda, tapınak çevresine konutlar inşa edilmiştir. Tapınağın mermer blokları sökülerek kiliselerin inşasında kullanılmıştır. Diğer mermer bloklar ise fırınlarda yakılarak kireç yapılmıştır. Tapınak çevresindeki kazılarda ortaya çıkan Orta Çağ’a ait fırınlar, bunu açıkça ortaya koymaktadır. Kilisenin yapımında kullanılan antik mimari bloklar, Erken Osmanlı Dönemi’nde bu defa Tuzla Camii’nin inşasında ikinci kez kullanılmıştır. Tuzla Camii’ndeki haç, geometrik ve bitkisel motiflerle süslü mermer bloklar bir kiliseye aittir. Büyük bir olasılıkla bu mimari bloklar, Bizans Çağı’nda Apollon Tapınağı’ndan alınmıştır.
Gülpınar’daki Apollon Tapınağı’nın bulunduğu alandaki kazılarda çıkan zengin sırlı seramikler, yazılı kaynaklarda adı geçmeyen bir yerleşmenin varlığını açıkça ortaya koymaktadır. Gülpınar’da ele geçen M.S. 12. ve 13. yüzyıla ait seramikler; Bizans yerleşmesinin Attika (Atina ve çevresi), Selanik/Thessaloniki, İstanbul/Konstantinopolis ve Bergama/Pergamon ile ticari ilişkilerini ortaya koymaktadır.

📍 Apollon Smintheus

Asya’nın En Batı Ucu

Kişisel Not

Babakale Asya Kıtası’nın en batı ucundadır.

📍 Asya Kıtası'nın En Batı Ucu

Babakale’nin Coğrafi Konumu

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Çanakkale ili, Ayvacık ilçesi, Gülpınar beldesine bağlı Babakale, Anadolu ve Biga Yarımadası’nın en batı ucundadır.

📍 Babakale

Babakale’de Bıçakçılık

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Birçok gezginin de ifade ettiği gibi Babakale, bıçakları ile ünlüdür. Günümüzde yok olmaya yüz tutmuş bıçakçılık zanaatı, birkaç aile tarafından yaşatılmaktadır.

📍 Babakale

Lamponia Hakkında Tarihsel Kayıtlar

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Bu kentten ilk söz eden Herodotos, Lamponia’nın M.Ö. 508 yılında Persli komutan Otanes tarafından ele geçirildiğini aktarır. Strabon ise Assos ve Gargara gibi Lamponia’nın da bir Aiol yerleşimi olduğunu ifade eder.

📍 Lamponia Antik Kenti

Lamponia Sikkeleri

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Lamponia sikkelerinin arka yüzünde, Gargara ve Assos şehir sikkeleri gibi, boğa başı arması kullanılmıştır. Üç kentin sikkelerinde ortak arma kullanması, aralarında ortak bağ olduğunun bir kanıtı olarak kabul edilir.

📍 Lamponia Antik Kenti

Lamponia’da İç Surlar

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Gargara’da olduğu gibi, Lamponia kenti de bir iç sura sahiptir.

📍 Lamponia Antik Kenti

Eski Gargara Antik Kenti’nin Kökeni ve Nüfus Yapısı

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Gargara halkı (Aiol), Assos’ta oturanlar ile akrabadır. Strabon; Gargara’nın Assoslular tarafından kurulduğunu ve nüfusunun az olmasından dolayı Miletopolis’ten Gargara’ya göçmen getirildiğini aktarır.

📍 Eski Gargara (Palai Gargara)
👤 Strabon

Eski Gargara’nın Sur İçi

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Bir iç sura sahip doğudaki tepede yöneticilerin ikamet ettiği düşünülmektedir.

📍 Eski Gargara (Palai Gargara)

Eski Gargara İç Sur İçi Kalıntılar

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

İç surun hemen kuzeybatısında, ana kaya kesilerek oluşturulmuş alanda; Aiol başlıkları, mimari terrakotta parçaları ve rölyefli mimari bloklar ele geçmiştir. Arkaik Çağ’a tarihlenen bu parçalar, büyük bir olasılıkla kutsal bir yapıya aittir.

📍 Eski Gargara (Palai Gargara)

Yeni Gargara

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Helenistik Çağ’da Gargara halkı, Arıklı Köyü yakınında Zindan Tepe üzerinde yeni bir kent kurmuştur.

📍 Yeni Gargara

Assos’un Tarih Çizelgesi

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)
  • M.Ö. 13. yüzyıl: Assuwa (?) / Pedasos (?)
  • M.Ö. 7. yüzyıl: Lesbos’daki (Midilli) Methymna’dan Aiollerin Assos’a göçü.
  • M.Ö. 560-546: Lidya Egemenliği
  • M.Ö. 546: Anadolu’nun Pers Krallığı hâkimiyetine girmesi.
  • M.Ö. 540-530: Athena Tapınağı’nın inşası.
  • M.Ö. 478/77-412: Assos, Attik Deniz Birliği Üyesi.
  • M.Ö. 365: Pers satrapı Ariobarzanes’in Assos’u kuşatması.
  • M.Ö. 365: Banker Eubulos’un Assos’ta diktatörlüğü.
  • M.Ö. 331: Stoacı Kleanthes’in Assos’ta dünyaya gelmesi.
  • M.Ö. 347: Köle Hermeias’ın diktatörlük döneminde Aristoteles’in Assos’a gelmesi.
  • M.Ö. 345: Hermeias’ın Persler tarafından öldürülmesi ve Aristoteles’in Assos’tan ayrılması.
  • M.Ö. 334: Büyük İskender’in Anadolu topraklarına ayak basması ve Pers hakimiyetinin sonu.
  • M.Ö. 241: Pergamon Krallığı hâkimiyeti.
  • M.Ö. 133: Batı Anadolu topraklarının vasiyet yolu ile Roma Devleti’ne bırakılması.
  • M.S. 16: Germanicus ve karısı Agrippina’nın Assos’u ziyaretleri.
  • M.S. 56/57: Aziz Paulos’un Assos’u ziyareti.
  • M.S. 395-1453: Bizans Hakimiyeti.
  • M.S. 5. Yüzyıl: ?????????
  • M.S. 1080: ?????????
  • M.S. 1081-1097: Çaka Bey’in Troas Bölgesi kentlerini ele geçirmesi.
  • M.S. 1097: İmparator Ioannes Dukas’ın Troas Bölgesi’ni yeniden Bizans topraklarına katması.
  • M.S. 1204-1224: Troas Bölgesi’nin Latinler tarafından ele geçirilmesi.
  • M.S. 1224: Troas Bölgesi’nin İznik İmparatorluğu’nun kontrolüne girmesi.
  • M.S. 1261: Troas Bölgesi’nin yeniden Bizans İmparatorluğu’na katılması.
  • Erken 14. yüzyıl: Troas Bölgesi’nin güney kesiminin Türkler tarafından ele geçirilmesi.
  • M.S. 1462: Fatih Sultan Mehmet’in Troas’ı ziyareti.
  • M.S. 1881-1883: Assos’ta Amerikan kazıları.
📍 Assos Antik Kenti

Kuruluş ve Erken Dönem Tarihi

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Kentin kökenleri, Hitit metinlerindeki Assuwa topluluğu ve Homeros’un İlyada Destanı’ndaki Pedasos yerleşimi ile ilişkilendirilse de kesin tarihi veriler kentin M.Ö. 7. yüzyılda Midilli (Lesbos) adasından gelen Aioller tarafından kurulduğunu göstermektedir. Assos; M.Ö. 560’ta Lidya, M.Ö. 547’de ise Pers İmparatorluğu’nun (Hellespontos Phrygia satraplığı) egemenliğine girmiştir. M.Ö. 5. yüzyılda kısa bir süre Atina güdümlü Attik Delos Deniz Birliği’nde yer alan kent, Antalkidas Barışı (M.Ö. 387) ile yeniden Perslere bırakılmıştır.

Kaynaktan özet

📍 Assos Antik Kenti
👤 Homeros

Banker Eubulos, Hermias ve Aristoteles Dönemi

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Assos tarihinin en dikkat çekici dönemi M.Ö. 4. yüzyıl ortalarında yaşanmıştır. Perslere isyan eden Frig Satrabı Ariobarzanes ile iş birliği yapan Banker Eubulos, kentin yönetimini ele geçirmiştir. Eubulos’un ardından yerine geçen eski kölesi ve Platon’un öğrencisi Hermias, kenti bir felsefe merkezine dönüştürmüştür. Hermias’ın daveti üzerine ünlü filozof Aristoteles M.Ö. 347’de Assos’a gelmiş, burada evlenmiş ve felsefi çalışmalar yürütmüştür. Bu dönem, Hermias’ın Persler tarafından hileyle yakalanıp idam edilmesi ve Aristoteles’in kaçmasıyla son bulmuştur. Kent, M.Ö. 334’te Büyük İskender’in Persleri yenmesiyle tekrar özgürlüğüne kavuşmuştur.

Kaynaktan özet

📍 Assos Antik Kenti
👤 Ariobarzanes👤 Aristoteles👤 Büyük İskender👤 Eubulos👤 Hermias👤 Platon

Galat İstilası, Pergamon ve Roma Dönemi Altın Çağı

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Helenistik Dönem’de yağmacı Galatların Troas bölgesindeki 60 yıllık yıkım sürecinden güçlü surları sayesinde zarar görmeden kurtulan Assos, M.Ö. 133 yılında Pergamon Kralı III. Attalos’un vasiyetiyle Roma İmparatorluğu topraklarına dahil olmuştur.
Roma idaresi altında Assos, diplomatik başarısı sayesinde özerkliğini ve geleneklerini korumuştur. Roma elitleri ve imparatorluk ailesiyle çok iyi ilişkiler geliştirilmiştir. M.S. 18’de imparatorun manevi oğlu Germanicus ve eşi Agrippina kenti ziyaret etmiş, onurlarına meclis binasına (Bouleuterion) heykeller dikilmiştir. M.S. 37’de İmparator Caligula’nın tahta çıkışı üzerine Assos halkı ve kentteki Romalı tüccarlar, sadakatlerini bildiren zengin içerikli ünlü bir bronz sadakat yazıtı (yemin metni) hazırlayarak tanrılara kurbanlar sunmuşlardır. Roma döneminde yerel aristokratlar (Lollia Antiochis, Lollius Philetairos, Kleostratos vb.) kenti hamam, gymnasion ve imar bağışlarıyla donatmak için adeta birbirleriyle yarışmıştır. Kent M.S. 3. yüzyıldan itibaren ekonomik gücünü kaybetmeye başlamıştır.

Kaynaktan özetlenmiştir

📍 Assos Antik Kenti
👤 Agrippina👤 Caligula👤 Germanicus👤 III. Attalos👤 Kleostratos👤 Lollia Antiochis👤 Lollius Philetairos

Hristiyanlık, Bizans ve Türk-İslam Dönemi

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Hristiyanlık tarihi açısından kent, Aziz Paulus’un M.S. 56/57 yılındaki kara yolculuğu ziyareti ile önem kazanmış ve geç dönemlerde Efes Konsili listelerinde piskoposluk merkezi (Piskopos Maximus) olarak temsil edilmiştir.
M.S. 11. yüzyıl sonlarında Selçuklu komutanı Çaka Bey’in eline geçen Troas bölgesi, I. Haçlı Seferi kargaşasında Bizanslı komutan Ioannes Dukas tarafından geri alınmıştır. Erken 14. yüzyılda Türk akınlarının başlaması üzerine bölgedeki Hristiyan nüfus Assos üzerinden Midilli’ye kaçmıştır. Bölge önce Karesi Beyliği, ardından I. Murat döneminde kesin olarak Osmanlı topraklarına katılmıştır. Osmanlı hakimiyetinin somut kanıtları kentteki tarihi köprü ve camidir.
Son olarak; antik “Assos” adının bugünkü “Behram” ismine dönüşmesi konusunda iki güçlü teori vardır: İlki Bizans döneminde burada görev yapan komutan Machram, ikincisi ise Pers mitolojisindeki tanrı Behram’dır.

Kaynaktan özetlenmiştir.

📍 Assos Antik Kenti
👤 Aziz Paulus👤 Çaka Bey👤 I. Murat👤 Ioannes Dukas👤 Machram👤 Piskopos Maximus

Assoslu Filozof Kleanthes’in Hayatı ve Felsefe Eğitimi

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Assoslu Phanias’ın oğlu olan Kleanthes, bir yumruk dövüşçüsüdür. Atina’ya giderek Stoacılığın kurucusu Kitionlu Zenon’dan (M.Ö. 332-263) felsefe dersleri alır. Kleanthes, geçimini geceleri bahçelere su taşıyarak sağlar ve gündüzleri mantık yürütme derslerine katılır. Çok güçlü, kuvvetli ve çalışkan bir kişi olan Kleanthes; ikinci Herakles, arkadaşları tarafından ise “eşek” olarak isimlendirilir. On dokuz yıl Zenon’un öğrencisi olan Kleanthes, daha yetenekli arkadaşlarına rağmen hocası tarafından okulun başına getirilir. Assoslu filozof Kleanthes, seksen yaşında ölür.

📍 Assos Antik Kenti
👤 Kleanthes

Filozof Aristoteles’in Yaşamı, Fiziksel Özellikleri ve Çalışmaları

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Makedonya Kralı Amyntas’ın yanında hekimlik yapmış olan Nikomakhos’un oğludur. Platon’un en has öğrencisi olan Aristoteles; peltek konuşan, küçük gözlü, leylek bacaklı, giyimi ve yüzükleri ile dikkat çeken bir kişiydi. Aristoteles, 17 yaşında Platon’un öğrencisi olur ve yirmi yıl onunla çalışır. Platon’un, akademinin başına Ksenokrates’i geçirmesini kabullenmez. Bu yüzden Platon’dan ayrılır.
Aristoteles, Atina kenti adına Makedonya Kralı II. Philippos’a elçi olarak gider. Daha sonra gezinerek ders vermesi yüzünden kendisine Peripatosçu lakabı verilir. M.Ö. 345 yılında, Assos’tan ayrıldıktan sonra Makedonya’ya giderek II. Philippos’un sarayında Büyük İskender’in eğitimini üstlenir. Arkadaşı Hermias’a ithafen yazdığı bir ilahi yüzünden dinsizlik suçlaması ile mahkemeye verilmiştir.

📍 Assos Antik Kenti
👤 Aristotales👤 Büyük İskender👤 Hermias👤 Ksenokrates👤 Makedonya Kralı Amyntas👤 Makedonya Kralı II. Philippos👤 Nikomakhos👤 Platon

Assos’un Nüfus Yapısı ve Sosyal Sınıflar

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Assos’un kesin nüfusu bilinmemekle birlikte, M.Ö. 5. yüzyılda Attik Delos Deniz Birliği’ne ödediği 1 talentlik (36 kg gümüş) vergiye dayanarak özgür nüfusun yaklaşık 4500 kişi olduğu tahmin edilmektedir. Bu sayıya evlerde, tarlalarda, imalathanelerde ve maden ocaklarında çalıştırılan köleler ile yabancı tüccar ve sanatçılar dahil değildir.

Kaynaktan özetlenmiştir

📍 Assos Antik Kenti

Assos’ta Tarım ve Hayvancılık

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Kentin en önemli zenginlik kaynağı ziraat ve ticarettir. Tarım faaliyetleri Satnioeis (Geme) Deresi boyu ve Kadırga Koyu çevresindeki verimli topraklarda yoğunlaşmıştır. Strabon’un da övdüğü kaliteli Assos buğdayı, kent sikkeleri üzerindeki başak sembolüyle ekonomideki ağırlığını gösterir. Bölgenin engebeli yapısı bağcılık ve zeytinciliğe elverişlidir; nekropoldeki zeytin çekirdekleri, sikkelerdeki üzüm salkımları ve antik pres kalıntıları bunun kanıtıdır. Hayvancılık da çok gelişmiştir; sikkelerdeki en temel sembol olan inek başı, hayvanların eti, sütü, yünü ve derisi için beslendiğini gösterir.

Kaynaktan özetlenerek derlenmiştir

📍 Assos Antik Kenti
👤 Strabon

Assos’ta Gelişmiş Meslek Grupları: Dericilik ve Demircilik

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Sikkelerdeki inek tasvirleri ve antik tiyatrodaki koltuk yazıtları, kentte güçlü bir dericilik sektörünün varlığını doğrular. Batı Nekropolü ve konut alanlarında saptanan yoğun demir cürufu atıkları, yapıların inşasında kullanılan kenet ve aletleri üreten yerel demirci atölyelerine işaret eder. Tiyatro oturma sıralarının bazı bölümlerinin demircilere ve deri işçilerine rezerve edilmiş olması, bu meslek gruplarının Roma Dönemi’nde yüksek bir sosyal ve ekonomik statüye sahip olduğunu kanıtlar. Fransız gezgin Charles Texier de Behramkale’de antik demirhanelerin varlığını destekleyen volkan külü örnekleri kaydetmiştir.

Kaynaktan özetlenmiştir

📍 Assos Antik Kenti
👤 Charles Texier

Assos’ta Andezit Taş Ocakları ve Lahit İhracatı

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Kentteki surlar, konutlar ve tapınakların tamamı yerel andezit taşından inşa edilmiştir. Akropolis yamaçlarında antik taş kesme izleri görülmekte olup tiyatrodaki yazıtlar taş ocağı işletmecilerinin varlığını ortaya koyar. Romalı yazar Plinius, “et yiyici” anlamına gelen ve içindeki cesetleri dişler hariç 40 günde yok eden ünlü Assos lahitlerinden (sarcophagus) bahsetmiştir. Taş yapısı nedeniyle bedenleri hızla çürüten bu lahitler, Roma İmparatorluk Çağı’nda uzak ülkelere ihraç edilen önemli bir ticari ürün olmuştur. Ayrıca antik kaynaklar, Assos ile Pergamon arasındaki Aterneus’ta yer alan altın ocaklarının işletme hakkının da Assos’a ait olduğunu belirtir.

Kaynaktan özetlenmiştir

📍 Assos Antik Kenti
👤 Plinius

Assos’ta Deniz Ticareti ve Liman Faaliyetleri

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Assos Limanı, sunduğu gemi hizmetleri ve gümrük vergileriyle kent ekonomisine büyük katkı sağlamıştır. Coğrafi konumu gereği, fırtınalı havalarda Bababurnu’nu geçemeyen gemiler Assos limanına sığınarak uzun süre burada beklemiştir. Ege adalarında bulunan yazıtlar Assosluların kendi gemileriyle denizaşırı ticaret yaptığını kanıtlar. Kazılarda açığa çıkarılan yoğun damgalı amforalar; Helenistik Çağ’da Rhodos (Rodos), Knidos (Datça), Chios (Sisam) ve Thasos’tan (Taşoz) kente yüklü miktarda şarap ithal edildiğini ve limanın deniz ticaretinde küresel bir rol oynadığını göstermektedir.

Kaynaktan özetlenmiştir.

📍 Assos Antik Kenti

Assos’un Sikkeleri

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

M.Ö. 5. yüzyıldan itibaren darp edilen Klasik ve Helenistik Dönem Assos sikkelerinde kronolojik olarak grifon, aslan başı, kent tanrıçası Athena ve inek başı tasvirleri kullanılmış; Büyük İskender sonrasında ise bu figürlere İskender ve Zeus betimlemeleri eklenmiştir. Augustus ile başlayıp Severus Alexander ile son bulan Roma Çağı sikkelerinde ise ön yüzde imparator veya imparatoriçe portrelerine yer verilirken, arka yüzde grifon ve Athena’nın yanı sıra Tyche ve Asklepios gibi çeşitli tasvirler tercih edilmiştir.

📍 Assos Antik Kenti
👤 Augustus👤 Büyük İskender👤 Severus Alexander

Assos’ta Kazı Çalışmaları

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Assos’taki ilk resmi kazı çalışmaları, mimarlar Joseph Thacher Clarke ve Francis Henry Bacon’ın raporları doğrultusunda Amerikan Arkeoloji Enstitüsü tarafından 1881 yılında başlatılmıştır. Kentin dini ve idari yapılarının incelendiği bu ilk dönem 1883’te sona ermiş, çıkarılan tarihi eserlerin üçte biri Boston Fine Arts Müzesi’ne götürülürken üçte ikilik büyük kısım Osmanlı Devleti’ne bırakılmıştır. Yüz yıllık uzun bir aranın ardından 1981’de Prof. Dr. Ümit Serdaroğlu kazıları yeniden başlatmış; bu dönemde tiyatronun restorasyonu yapılmış ve simgeleşen Athena Tapınağı’nın sütunları ayağa kaldırılmıştır. Serdaroğlu’nun 2005’teki vefatının ardından 2006 yılında yönetimi devralan yeni kazı heyeti (kitabın yazarı Prof. Dr. Nurettin Aslan başkanlığında), surlar ve Bizans kalıntıları gibi stratejik alanlardaki araştırmaları Alman üniversiteleriyle iş birliği içinde sürdürmektedir. Güncel kazı ve restorasyon faaliyetleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın resmi izni ve maddi desteğinin yanı sıra Efes Pilsen ve Amerikan Arkeoloji Enstitüsü’nün sponsorluk katkılarıyla devam etmektedir.

Kaynaktan derlenmiştir

📍 Assos Antik Kenti
👤 Francis Henry Bacon👤 Joseph Thacher Clarke👤 Nurettin Arslan👤 Ümit Serdaroğlu

Assos Kent Planı ve Tarihsel Yerleşim

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Assos’un eğimli arazi yapısı nedeniyle binaların inşasında yoğun teraslama yapılmış; agora geniş bir teras düzlüğüne yerleştirilirken gymnasion batı kapısına, tiyatro ise güneydeki dik yamaçlara inşa edilmiştir. Günümüze ulaşan kalıntıları ağırlıklı olarak M.Ö. 4.-2. yüzyıllara tarihlenen kentte tam bir ızgara planı olup olmadığı bilinmese de topoğrafya ve iklimin çok iyi hesaplandığı görülmektedir. Doğu ve batı ana kapılarından giren ve arazinin engebeli yapısı nedeniyle kıvrılarak uzanan caddeler, kent merkezindeki agorada birbiriyle kesişmektedir. Hellenistik Dönem yapıları işlevini sürdürdüğü için Roma Çağı’nda kentte büyük resmi yapıların inşasına ihtiyaç duyulmamış ve köklü bir değişim yaşanmamıştır. Geç Antik ve Erken Bizans dönemlerinde ise eski sokak düzeni göz ardı edilerek gymnasionun aşağısı ile stoanın arkasındaki teraslarda küçük konutlar, yeni sokaklar ve sarnıçlardan oluşan yoğun bir yapılaşma başlamıştır. Orta Bizans Çağı’na gelindiğinde sur içi yerleşimi terk edilmiş, batıdaki Ayazma Tepe ve çevresi yeni iskân alanı seçilirken akropolise de acil durumlarda sığınma amaçlı bir kale yapılmıştır. Son olarak artan nüfus, kentin denizden görünmeyen güvenli kuzey ve batı kesimlerine yönelerek bugünkü Behram Köyü’nün bulunduğu alanı yerleşim yeri haline getirmiştir.

Kaynaktan özetlenmiştir

📍 Assos Antik Kenti

Assos’un Surları

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Bugün en iyi korunan kısımları batı ve kuzey yönlerinde olan Assos surları, yaklaşık 3 km uzunluğa ve 2,5 metre ortalama kalınlığa sahip olup harç kullanılmadan andezit bloklarla “kabuk sistemi” tekniğinde inşa edilmiştir. Blokların arası küçük taş ve toprakla doldurularak kulelerle güçlendirilen bu sağlam savunma yapısında, iç dolgunun yağmur sularıyla boşalıp duvarı zayıflatmasını önlemek amacıyla çok sayıda çörten (oluk) kullanılmıştır. Taşların ocaklardan çıkarılması, taşınması ve işlenmesi için gerekli büyük finansman kent halkı tarafından karşılanmış, inşasında ise yoğun köle iş gücünden yararlanılmıştır. Surlarda altı farklı örgü tekniği saptanmış olup büyük bölümü pseudoisodomik ve isodomik tarzdayken, Arkaik Çağ’a da tarihlenen tartışmalı polygonal bölümlerin aslında M.Ö. 4. yüzyıla ait bir teras duvarı olduğu düşünülmektedir. Farklı büyüklük ve planlara sahip kapılarla kente girişi sağlayan surların ne zaman ve kim tarafından yaptırıldığına dair yazılı kaynaklarda bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak M.Ö. 366/365 yılındaki Autophradates kuşatmasında kentin zaten güçlü surlara sahip olduğu bilindiğinden, yapım tarihi duvar teknikleri de dikkate alınarak M.Ö. 400-365 yılları arasına tarihlendirilmektedir. Deprem kuşağındaki bölgede insan eliyle ve sarsıntılarla tahrip olan, hatta yakın zamanda meydana gelen bir depremde doğu ana kapısı yakınındaki kısmı yıkılan surların bir bölümü 1965-1966 yılları arasında restore edilmiştir.

Kaynaktan özetlenmiştir.

📍 Assos Antik Kenti

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Polygonal duvar örgü, Batı Kapısı ve nekropolün kuzey ve güneyinde küçük parçalar halinde görülür.

📍 Assos Antik Kenti Batı Kapısı

Surların Kesişimi ve İki Kapı

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Batı Kapısı’ndan kuzeye ilerleyerek akropolise bağlanan sur duvarı ile nekropole paralel uzanan batı duvarının dik açıyla kesiştiği noktada, biri şehir içine diğeri nekropole açılan iki kapı yer almaktadır. Bu geçitlerden konut bölgesine açılanı dikdörtgen formda tasarlanmışken, nekropole yönelen diğer kapı ise bindirme tekniğiyle yapılmış kemerli bir üst örtüye sahiptir.

Kaynaktan özetlenmiştir

📍

Assos Doğu Kapısı

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

“Doğudaki ana kapı kısmen yıkılmıştır. Doğu Kapısı’nın da her iki yanında kare planlı kuleler bulunmaktadır; ancak bunlar Batı Kapısı’ndakilere oranla daha küçük boyutludur.

Doğudaki ana kapının batısındaki bir başka kapının yakınında kemerli küçük bir kapı vardır. Bu kapı büyük bir olasılıkla, acil durumlarda gizli geçit olarak kullanılmıştır. Söz konusu kapının önü, dış taraftan bir perde duvarı ile kapatılarak gizlenmiştir.”

📍 Assos Doğu Kapısı

Assos’un Yarım Daire Planlı Kulesi

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Kaynakta anlatıldığında göre diğer kare planlı kulelerin aksine buradaki kule yarım daire planlıdır.

📍 Assos Yarım Daire Planlı Kule

Assos’ta Akropolis’in Çevresindeki Surlar

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Amerikan kazılarında akropolisin Arkaik Çağ’da surlarla çevrili olduğuna dair bulunan izler günümüze ulaşmamış olsa da Bizans Dönemi’nde alanın etrafına dördü kare, dördü yuvarlak kulelerle desteklenen yeni bir savunma duvarı inşa edilmiştir. Bu Bizans surlarının günümüze kadar en iyi korunmuş parçalarından biri olan 12 metre yüksekliğindeki kare planlı kule ise şu an caminin yakınında yer almaktadır.

Kaynaktan derlenmiştir

📍 Assos Akropolis’in Çevresindeki Surlar

Sur Taşlarının Sökülmesi

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Osmanlı Dönemi’nde, İstanbul veya başka kentlerdeki yapıların inşasında kullanmak üzere sur taşlarının sökülüp gemilerle götürülmesi yüzünden, kentin denize bakan kısımlarındaki duvarlardan geriye sadece temel taşları kalmıştır.

📍 Assos Antik Kenti

1965-1966 Sur Restorasyon Çalışmaları

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

“1965-1966 yılları arasında sur duvarlarının bir bölümü restore edilmiştir. Bu kapsamda Batı Kapısı ve kuzey duvarı ile köyün girişindeki kuleler onarılmıştır. Akropolisteki Bizans Çağı surlarına ait dikdörtgen planlı kule, bunun arkasındaki yuvarlak iki kule ile bilet gişesinin güneybatısındaki yarım kule de aynı dönemde restore edilmiştir. Tamir edilen bölümler, yapılan onarımların orijinal yapıdan kolayca fark edilebilmesi amacıyla bir diş sırası halinde bırakılmıştır.”

📍 Assos Antik Kenti Batı Kapısı📍 Assos Akropolis’in Çevresindeki Surlar

Assos Akropolisi ve Tarihsel Gelişimi

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Assos’un 236 metre yüksekliğindeki en sarp ve tepe noktasını oluşturan Akropolis’te yerleşim tarihi, kazı bulgularına göre Orta Bronz Çağı’na kadar uzanmaktadır. Arkaik Çağ’da surlarla çevrilen bu stratejik bölgenin güneydoğusunda yer alan ünlü Athena Tapınağı, Hellenistik Çağ’ın içlerine kadar inanç merkezi olarak varlığını sürdürmüştür. Roma Çağı’nda kullanım dışı kaldığı anlaşılan Akropolis, Bizans Dönemi’nde ise sarnıç, depo ve konutlar eklenerek korunaklı bir savunma kalesine dönüştürülmüştür. Alanda keşfedilen 13. ve erken 14. yüzyıl seramikleri, kentin Türklerin eline geçene kadar Konstantinopolis ve Trakya gibi uzak Bizans merkezleriyle kültürel ve ticari bağlarını koparmadığını kanıtlamaktadır. Erken Osmanlı Dönemi’nde kuzey uçtaki kayalık zemine inşa edilen Hüdavendigâr Camisi, Osmanlı idaresi altındaki Akropolis’te varlığı bilinen tek büyük yapıdır. Son olarak, tapınağın kuzeyinde temelleri görülen yel değirmeninin, eski gezginlerin notlarında ve Amerikan kazı raporlarında yer almaması nedeniyle 20. yüzyılın başlarında inşa edildiği düşünülmektedir.

📍 Assos Akropolisi

Athena Tapınağı

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Akropolis’in güneydoğusunda yer alan Assos Athena Tapınağı, Dor düzenindeki mimarisi ve benzersiz friz süslemeleriyle antik çağın en özgün yapıtlarından biridir. Tek merdivenli ve 14.30 x 30.31 metre ölçülerindeki bir temel üzerine kurulan prostylos planlı tapınağın kısa kenarlarında altı, uzun kenarlarında ise on üç adet andezit sütun bulunmaktadır. Kabartmalardaki Herakles betimlemeleri nedeniyle kime ait olduğu başlangıçta tartışılsa da bir sütun başlığındaki yazıt, yapının tanrıça Athena adına inşa edildiğini kesinleştirmiştir. M.Ö. 540–530 yıllarına tarihlenen tapınakta üç farklı tipte sütun başlığının bulunması, inşasının uzun sürdüğünü veya üç farklı atölyenin aynı anda çalıştığını göstermektedir. Yapının renkli boya izleri taşıyan 34 friz ve 68 metobundan günümüze ulaşan kısıtlı parçalarında Herakles-Centaur mücadelesi, Zeus’un Europa’yı kaçırması ve ziyafet sahneleri gibi mitolojik konular işlenmiştir.

Yalnızca din görevlilerinin girebildiği ve kutsal heykelin korunduğu tek odalı cellanın doğu zemini, Hellenistik Dönem’de dalga ve baklava motifli mozaiklerle kaplanmıştır. Dinî törenlerin dışarıdaki altar önünde icra edildiği tapınak kutsal alanına katillerin, sarhoşların ve doğuştan kusurlu olan kişilerin girmesi kesinlikle yasaklanmıştır. Roma Çağı’nda kullanıldığına dair bir bulgu bulunmayan ve Hellenistik Dönem sonrasında muhtemelen depremle yıkılan tapınağın taşları, Bizans devrindeki tahkimatların inşasında malzeme olarak kullanılmıştır. Ayrıca tapınağın taştan yapılmış tavan kasetlerinin bir kısmı, Erken Osmanlı Dönemi’nde inşa edilen Hüdavendigâr Camisi’nin duvarlarında değerlendirilmiştir. Yapının nitelikli kabartmalı bloklarının bir kısmı 1838 yılında Padişah II. Mahmut tarafından Fransızlara hediye edilmiş, geri kalan mimari parçalar ise 1883 Amerikan kazıları sonrasında Amerika ve İstanbul’a taşınmıştır. Günümüzde Athena Tapınağı’na ait tarihi parçalar Louvre, Boston Fine Arts, İstanbul ve Çanakkale arkeoloji müzelerine dağılmış durumdadır. Bu değerli kalıntıların önemli bir bölümünü barındıran İstanbul Arkeoloji Müzesi’ndeki Assos Salonu’nda, tapınağın görkemli ön cephesi yeniden ayağa kaldırılmıştır.

Kaynaktan özetlenmiştir.

📍 Assos Athena Tapınağı
👤 II. Mahmut

Assos Gymnasion’u

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Şehrin Batı Kapısı’nı agoraya bağlayan yolun kuzeyinde yer alan Assos Gymnasion’u, Dor düzeninde sütunlu galerilerle çevrili 52 x 52 metre ölçülerinde kare planlı bir avluya sahiptir. Avlunun etrafındaki revaklar öğrencileri hava şartlarından korurken, yapının kuzeydoğusunda kapalı odalar ve daire planlı küçük bir hamam yer alır. Güneybatısındaki yarım daire formlu merdiven yapısıyla Hellenistik Çağ’da sadece Pergamon ile benzerlik gösteren yapının su ihtiyacı, güneydeki tonozlu bir yeraltı sarnıcıyla sağlanmıştır.

Antik Çağ’da gençlerin çıplak spor yaptığı bu kurumlar, M.Ö. 4. yüzyıla kadar sur dışındaki ormanlık alanlardayken bu tarihten sonra sur içine taşınarak kare planlı yapılara dönüşmüştür. Herakles ve Hermes gibi tanrıların saygı gördüğü Gymnasion’da gençlere fen bilimleri, edebiyat, müzik ve beden eğitimi dersleri bir arada verilmekteydi. Spor öncesi vücutlarına zeytinyağı süren gençler, antrenman sonrasında bu yağı strigil adı verilen aletle temizleyip soğuk duş aldıkları için kurumun en temel ihtiyaçları su ve zeytinyağıydı. Eğitmen ücretlerinin velilerce karşılandığı okulun yönetimi için genellikle cömert ve maddi durumu iyi olan vatandaşlar tercih edilmekteydi.
Troas bölgesindeki diğer örneklerinden sonra M.Ö. 2. yüzyılda inşa edilen Assos Gymnasion’u, kronolojik olarak daha erken bir dönemde kentte bulunan Aristoteles’in burada ders vermediğini kanıtlar. Üzerindeki arşitrav yazıtına göre Roma Çağı’nda da aktif olarak kullanılan yapıya, bu dönemde Quintus Lollius Philetaeirus tarafından bir stoa ekletilmiştir. Geçirdiği tarihsel dönüşümlerin son evresinde ise bu antik eğitim kurumu, Bizans Çağı’na gelindiğinde bir kiliseye dönüştürülmüştür.

Kaynaktan özetlenmiştir

📍 Assos Gymnasion’u
👤 Quintus Lollius Philetaeirus

Assos Agora’sı

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Antik Yunan kentlerinde halkın günlük işlerini yürüttüğü ortak alan olan agora, Assos’ta kentin güneyindeki üçüncü terasta, Midilli Adası ve Ege Denizi manzarasına hâkim, kış güneşinden en iyi yararlanacak bir konumda inşa edilmiştir. Kuzeyindeki konglomera kayalıklar kesilerek düzleştirilen ve güney sınırı batıdan doğuya doğru daralan bu alan, kentin güney ve doğu konut bölgelerinin tam ortasında yer almaktadır. Kuzey ve güney kenarları stoalarla sınırlandırılan agora, doğuda ise meclis binası olan Bouleuterion ile son bulmaktadır. Alanın içinde, Bouleuterion’un batısında konuşma kürsüsü (bema) olarak kullanılan kare planlı küçük bir podyum ile merkezde anıt mezar veya fiyat listesi duvarı olduğu düşünülen daire formlu bir temel kalıntısı bulunur. Şehrin adeta kalbi sayılan agoraya; Batı Kapısı’ndan, konut mahallelerinden, tiyatrodan ve limandan gelen tüm sokak ile ana caddeler çeşitli merdiven ve geçişlerle bağlanır. Kelime anlamı gezmek ve dolaşmak olan agora, başlangıçta geniş bir toplanma meydanı olarak hizmet vermiş, M.Ö. 5. yüzyıldan itibaren ise ticari bir çarşı ve pazar yerine dönüşmüştür. Kentte tiyatronun inşa edilmesinden sonra ise bu mekân, ilk dönemlerdeki dini ve siyasi toplantı alanı olma işlevini tamamen kaybetmiştir. Genel mimari kurgusu ve şehircilik anlayışı bakımından ünlü Pergamon Agorası ile sergilediği yapısal benzerliklerden dolayı Assos Agorası M.Ö. 2. yüzyıla tarihlendirilmektedir. Hellenistik Çağ’da inşa edilen bu resmi yapıların sonraki dönemlerde de hâlâ aktif olarak kullanılması nedeniyle Roma Çağı’nda kentte kapsamlı bir agora düzenlemesine ihtiyaç duyulmamıştır. Ayrıca arazinin topografik yapısı gereği agoranın büyük mimari değişikliklere elverişli olmaması da Roma Dönemi’nde alana radikal ve yeni ilavelerin yapılmasını sınırlandırmıştır.

Kaynaktan özetlenmiştir.

📍 Assos Agora’sı

Assos Kuzey Stoası

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Agoranın kuzey kenarında yer alan Kuzey Stoa, sırtını dayadığı konglomera kayalığın sağladığı doğal destek sayesinde arka duvarı günümüze kadar sağlam ulaşmış görkemli bir yapıdır. Yaklaşık 111,5 metre uzunluğunda ve 12,5 metre derinliğindeki bu iki katlı Dor düzenindeki yapı, mimari açıdan Pergamon stoaları örnek alınarak inşa edilmiştir. Gün ışığından azami ölçüde yararlanması için cephesi güneye bakan stoanın ön sütunları yivli, iç mekândakiler yivsiz tasarlanırken; birinci katta andezit gövdeli, ikinci katta ise çift mermer sütunlar kullanılmıştır. Arka duvarındaki dörtgen nişlerde ikinci katın ahşap hatıl izleri görülen yapının alt kat taş işçiliği, üst kata kıyasla çok daha özenli bir görünüm sergiler. İlk kez Amerikan kazı heyetince planı çıkarılan stoada, inşasını ve kullanım evrelerini aydınlatmak amacıyla 2007 yılında restorasyon odaklı çalışmalara yeniden başlanmıştır. Kazılarda elde edilen verilere göre, stoanın batı kesiminin üzerine M.S. 6. yüzyılda yeni sokaklar ve konutlar inşa edildiği tespit edilmiştir. Bu Bizans dönemi kalıntılarının altında, üst teraslardaki imar faaliyetlerinden kaynaklanan ve stoanın içine doldurulan yaklaşık 3 metre derinliğinde taş yongası atığı bulunmuştur. Dolgunun altındaki ilk kültür katmanında, stoanın duvarlarında boya izi olmamasına rağmen üst teraslardan atıldığı düşünülen bitki ve figür bezemeli fresk parçaları açığa çıkarılmıştır. Aynı M.S. 5. yüzyıl tabakasında çok sayıda kemik toka ve kaşığın bulunması, bu dönemde alanın bir kemik alet atölyesi olarak işletildiğini ortaya koymaktadır. Daha alt tabakalarda ise M.S. 3. ve 4. yüzyıllara tarihlenen Pergamon üretimi kabartmalı testiler, kandiller ve dönemin ticari hareketliliğini gösteren sikkeler ele geçirilmiştir. Özellikle M.S. 2. ve 3. yüzyıl katmanlarında yoğunlaşan Alexandreia Troas kenti sikkeleri, Assos’un bu dönemde bölgenin metropolü ile son derece sıkı ilişkiler kurduğunu kanıtlar. Tüm bu veriler ışığında Kuzey Stoa’nın özgün işleviyle en son M.S. 5. yüzyılda kullanıldığı, M.S. 6. yüzyılda ise doldurularak amacının dışında farklı onarımlarla değerlendirildiği anlaşılmaktadır.

Kaynaktan özetlenmiştir.

📍 Assos Kuzey Stoası

Agora Güney Stoası

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Agoranın güneyindeki teras duvarı üzerinde yükselen ve Kuzey Stoa’ya kıyasla daha küçük olan dört katlı Güney Stoası’nın en üst katı agoraya açılırken, arazi eğimi nedeniyle oluşan diğer katları depo, zemin katı ise sarnıç olarak kullanılmıştır.

Kaynaktan özetlenmiştir.

📍 Assos Güney Stoası

Assos Bouleuterion Binası

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Assos’ta şehir meclis binası olarak hizmet veren Bouleuterion, 20,60 x 20,60 metre ölçülerinde, üç tarafı taş duvarlarla çevrili ve kırma çatısı merkezdeki dört sütunla taşınan kare planlı bir yapıdır. Agoraya bakan batı cephesi açık bırakılarak dört sütun ve metal kafeslerle desteklenen bina, bu özgün tasarımla hem giriş hem de doğal aydınlatma işlevi görmüştür. İç kısmında kalıcı bir konuşma kürsüsü bulunmayan yapının, duvarlardaki izlerden yola çıkılarak basamaklar şeklinde dizilmiş ahşap oturma sıralarına sahip olduğu tahmin edilmektedir. Üzerindeki yapı kitabesine göre M.Ö. 4. yüzyıla tarihlenen Bouleuterion, Roma Çağı’nda da siyasi önemini koruyarak meclis toplantıları için aktif şekilde kullanılmaya devam etmiştir. Roma Dönemi’nde binanın kuzey duvarı önüne, aralarında Germanicus ve karısı Agrippina’nın da bulunduğu önemli figürlere ait onurlandırıcı heykeller ve yazıtlı kaideler yerleştirilmiştir. Bizans Çağı’na gelindiğinde, yapının çöken çatısını taşımak amacıyla köşelerden merkezdeki sütunlara doğru uzanan moloz ve devşirme taşlardan takviye duvarları örülmüştür. Son kazılarda Bizans dönemi duvarı üzerine yerleştirilen bir arşitrav bloğunda, yapının Ladama ve karısı tarafından tanrılar adına inşa ettirildiğini belgeleyen orijinal kitabe tespit edilmiştir. Erken Bizans Dönemi’nde Bouleuterion’un çevresinde yoğun bir yerleşim faaliyeti gerçekleşmiş ve antik yapının etrafına çok sayıda küçük konut inşa edilmiştir. Binanın doğu dış duvarına bitişik olarak tasarlanan merdivenli yol, doğu mahallesinde oturan kent halkının tiyatroya ve limana doğrudan inmesini sağlayan stratejik bir geçittir. Son olarak, agoranın batı girişinde yer alan bir başka yazıtlı kaide, şehir meclisi ve halkın ortak kararıyla İmparator II. Constantius onuruna dikilmiş görkemli bir heykele ev sahipliği yapmaktadır.

Kaynaktan özetlenmiştir

📍 Assos Bouleuterion Binası

Assos Agora Tapınağı

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Agoranın batı kısmında yer alan ve hangi tanrıya adandığı bilinmeyen Dor düzenindeki küçük prostylos planlı tapınaktan günümüze sadece temel kalıntıları ulaşmıştır. Kazı raporlarına göre Erken Bizans Çağı’nda tek nefli bir kiliseye dönüştürülen bu yapının apsis kısmının yanlarına ek odalar ilave edilmiştir. Kiliselerde apsisin doğuda olması genel bir kural olmasına rağmen, bu yapıda mimari bir zorunluluk bulunmamasına karşın apsisin güneybatıya konumlandırılmış olması araştırmacılar açısından dikkat çekici bir istisnadır.

Kaynaktan özetlenmiştir.

📍 Assos Agora Tapınağı

Assos Aşağı Agora

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Agoranın yaklaşık 20 metre güneyinde bulunan, batısı düzgün blok taşlardan örülmüş bir teras duvarıyla sınırlı ve kalıcı yapı barındırmadığı için pazar yeri olarak kullanıldığı düşünülen düzlük alan Aşağı Agora olarak adlandırılmaktadır. Bu alanın kuzeydoğu kenarında yer alan ve araştırmacılar tarafından kilise olarak tanımlanan yapının üzeri günümüzde taş yığınlarıyla kaplı olsa da kalıntılar arasında Bizans Çağı’na ait sütun başlıkları ve çift sütunlar halen göze çarpmaktadır.

Kaynaktan özetlenmiştir.

📍 Assos Aşağı Agora

Assos Roma Hamamı

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Assos’ta tiyatro ile Güney Stoa arasında yer alan Roma Çağı hamamı, eğimli arazi üzerine inşa edilmiş teraslı bir yapı kompleksidir. İlk kez 1882 yılında kazılan ve bugün büyük oranda toprak ile makilerle kaplı olan hamamın yalnızca doğu duvarları ile güneydeki kemerli kısmı ayakta kalabilmiştir. Kemerli duvarın önünde yer alan ve zemini künklerden yapılmış ayaklarla taşınan hypocaust (alttan ısıtma) sistemli bölümün, yapının calidarium (sıcaklık) odası olduğu tahmin edilmektedir. Hamamda ele geçen bir kitabeye göre bu anıtsal yapının inşası, Lollia Antiochis adında bir hayırsever tarafından gerçekleştirilmiştir. Erken Bizans Çağı’na gelindiğinde ise hamam yapısı yeni düzenlemelerle özgün işlevi dışında başka amaçlar için kullanılmaya başlanmıştır. Eski kazılarda hamam içinde tespit edilen apsis formlu bir duvar kalıntısı nedeniyle araştırmacı Bacon, yapının bir kısmının kiliseye dönüştürülmüş olabileceğini ileri sürer. Odalardan birinin kapı eşiğinde bulunan bir yazıt, hamamdaki bu Bizans dönemi yapısal değişikliklerinin M.S. 6. yüzyılda gerçekleştiğini doğrulamaktadır. Güney Stoa’nın hemen önüne inşa edilen hamamın su ihtiyacı ise hem stoaya ait büyük sarnıçtan hem de Roma Dönemi’nde inşa edilen su kanalından karşılanmıştır.

📍 Assos Roma Hamamı
👤 Francis Henry Bacon👤 Lollia Antiochis

Assos Antik Tiyatrosu

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Assos Antik Tiyatrosu, şehrin güneyinde, Roma Hamamı ile Güney Stoa’nın hemen altındaki doğal bir yamaca yaslanmaktadır. İlk kez Amerikan kazı heyeti tarafından planı çıkarılan yapı, 1989 yılında Prof. Dr. Ümit Serdaroğlu başkanlığındaki kazılarla tamamen açığa çıkarılarak restore edilmiştir. Sırtını sağlam konglomera kayalığına dayadığı için analemna duvarına ihtiyaç duyulmayan tiyatro, nal şeklindeki planıyla tipik bir Yunan tiyatrosu özelliği gösterir. Güneye bakan yapıda seyirciler, oturma yerlerine doğu ve batıdaki iki tonozlu giriş ile sahnenin yanlarında bulunan parodoslardan ulaşmaktadır. İki diazomaya sahip tiyatroda, alışılmışın dışındaki dikey merdiven tasarımları seyircilerin üst oturma sıralarına rahatça çıkmasını sağlamıştır. İzleyicilerin birbirini rahatsız etmemesi için ayak koyma yerlerinin daha alçak yapıldığı oturma sıralarında, ahşap gölgelik direklerinin yerleştirildiği delikler de mevcuttur. M.Ö. 4. veya 3. yüzyılda inşa edilen bu tiyatroya, Roma Çağı’nda iki katlı yeni bir sahne binası ilave edilmiştir. Ayrıca Roma Dönemi’nde orkestra alanı genişletilmiş ve çevresi, vahşi hayvan ile gladyatör dövüşleri sırasında seyircileri korumak amacıyla yüksek taş plakalarla çevrilmiştir. Akropolün batı yamacındaki kayalıklara kazınmış ağ ve yaba tutan gladyatör tasviri ile yanındaki yazıt, kentteki bu vahşi mücadelelerin varlığını doğrulamaktadır. Tiyatronun oturma sıraları üzerinde 2007 yılında keşfedilen M.S. 2. yüzyıla ait dört yazıt; demirciler, dericiler ve taş işletmecileri gibi çeşitli meslek gruplarına işaret etmektedir. Kentin ekonomik yapısını ve lonca benzeri meslek birliklerini aydınlatan bu yazılardan dördüncüsü ise Serapis kültü veya bu külte bağlı kişilerle ilişkilendirilmektedir. Roma Çağı’nda yapılan bu işlevsel eklemelerle kullanılmaya devam eden görkemli tiyatronun Bizans Dönemi’ndeki durumu hakkında ise günümüzde yeterli bilgi bulunmamaktadır.

Kaynaktan özetlenmiştir.

📍 Assos Antik Tiyatrosu
👤 Prof. Dr. Ümit Serdaroğlu

Arkaik Cadde

📚 Kaynak: Taşın Hayat Verdiği Kent (İncele)

Ana kapı önünden başlayıp batıya uzanan ve M.Ö. 500’den önce inşa edildiği anlaşılan andezit taş kaplı “Arkaik Cadde”, üzerinde hiç tekerlek izi barındırmaması nedeniyle sadece yayalar tarafından kullanılmıştır. Bizans Çağı’nda güneyine örülen duvarla daraltılan bu ana caddenin kuzeyinde, birbirine paralel iki yol daha tespit edilmiştir. Amerikalı araştırmacılar Clarke ve Bacon tarafından kazılan bu paralel caddelerin kenarlarında ise çok sayıda Roma Çağı anıt mezarı ve lahit sıralanmaktadır.

Kaynaktan özetlenmiştir.

📍 Arkaik Cadde
👤 Francis Henry Bacon👤 Joseph Thacher Clarke
×

Kaynak Adı

  • 👤 Yazar/Yönetmen:
  • 📅 Yıl:
  • 🏢 Yayınevi/Platform: